Yorumlar:
0
Kategori:
Green Day
Green Day benim henüz lisede olduğum dönemlerde bir anda ünlenen Punkçı gençlerdi. Artık kocaman oldu adamlar. Hala Punkçılar. O kadar etmeyin, eylemeyin dedim dinlemediler. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. 22 yılını dolduran bir grup var karşımızda. Bunca yıldır ısrarla aynı tür çerçevesinde müzik yapıp bize hala kendini dinlettirebilen kaç isim var şöyle bir düşündüğümüzde takdiri hakettikleri ortaya çıkıyor bizim Punkçıların.
21st Century Breakdown 16 adet kurşun misali parçadan ve 1 (Yazıyla bir) adet Aerosmith türevi parçadan oluşuyor. 1 adet de çakma intro var “Song Of The Century” adında. Etti mi 18. 1*8=8 Bu da demek oluyor ki bu Green Day’in 8. albümü. İşte numerolojinin gücü. Bilerek kullandığınızda inanılmaz sonuçlar elde ediyorsunuz. Ha bir albümde 10′dan az parça olunca bir sapıtıyor bu teori ama olsun. O kadar az parçayla albüm mü yapılır kardeşim, ayıp!
Bu kadar Punk dinleyince günlük sapkınlık kotası oluşuyor. Ben de kotamı doldurduktan sonra devam edeyim izninizle. Albümdeki tüm parçalar hareketli. Zaten Green Day’i bugüne getiren parçaların çoğunluğu (Hatta biri hariç hepsi) enerji yönünden elin korkak alıştırılmadığı parçalardan oluşuyor. Bunlar içerisinde göreceli olarak diğerlerinden sakin olanlar var “Know Your Enemy”, “Before The Lobotomy” ve “Last Of The American Girls” gibi. Bu arada 2.sinin çok başarılı bir alternatif pop kültürü barındırdığını da eklemem lazım. 3.sü ise hiç tad vermiyor. Zaten adında da meymenet yok anlaşılacağı üzere. Beethoven 9. senfonisine bu ismi verseydi ondan da soğuyabilirdim (Teşbihte hata olmaz, haşa).
Albümü ilk dinlediğimden beri çok beğendiğim parçalar var. Albüme adını veren “21st Century Breakdown”, eski Green Day parçalarını hatırlatan “Viva La Gloria!”, “Christian’s Inferno” ve “East Jesus Nowhere”. Bunlar albümü gerçekten çekici yapan noktaları sağlıyorlar. Şimdi bunları saydığım için diğer parçaların kötü olduğu düşünülmesin. Genele vurduğumda albümde dinlerken atlayacağım 3-4 parça var sadece 17′den. Bu da gayet olumlu denilebilir.
Bu arada Billie Joe’nun söz yazma yeteneğine lafım yok ama bu albümdeki parça ismi seçimlerinden çok hazzetmedim. Bazı parça isimleri var ki beni üzdü. Lakin genel olarak yazdığı sözleri incelediğimde gerçekten diğer albümlerde olduğu gibi tatmin olduğumu hatta mutlu ettiğini eklemekte de fayda var. Hala başkaldırma gücünün ve ateşinin içinde yandığına seviniyorum. Bunun yanında parçalar içinde sözler bağlamında birbirlerine ciddi bağlantılar var. Bu açıdan bir tematik albüm olarak da anılabiliyor. Ancak albümün içe bölünmüş olması konusunu halen çözemedim. Pek de kafa yormadım veya araştırma yapmadım. Ona da bilahare bir ara bakarım dinlemekten sıra kalırsa.