Yorumlar:
1
Kategori:
Koby Israelite
Cazın binbir yüzü var. Bunu birçok yenilikçi ve deneyselliğe önem veren sanatçının eserleri sayesinde tattık bugüne kadar. Şimdi de sıra bu farklı yönlerden birinin üzerinde yoğunlaşan bir isme geldi, Koby Israelite. Kendisi bugüne kadar zor bir yolculuğun ardından John Zorn’a kayıtlarını ulaştıran ve bundan sonra da solo albümlere kapısını aralamış bir isim. Kariyeri boyunca çetin şartlarda atmış olduğu önemli adımlar ve akıllıca seçimler bugün kendisiyle tanışmamızdaki en önemli etkendir yeteneğinin yanında.
Açıkçası birazdan inceleyeceğim albümü en az 3 aydır dinliyorum. İncelemek konusunda ise çekinceli davrandım. Bunun asıl sebebi aslında tamamen duygusal. Albümü ilk dinlediğim anda çok fazla beğendiğim için objektif yorum yapamayacağımı düşündüm. Bu süreç boyunca sittin kere dinledikten sonra ise kararımı daha rahat verebildim. Muhteşem bir albüm. Şimdi adam gibi Rock dinlemeyeli bir hayli zaman oldu diye içimden bazen geçiriyordum çünkü eskiye oranla çok daha yumuşak bir yapı benimsedi Rock ve eskilerdeki o gücü, agresifliği, aykırılığı özledim. Bu albümde bazı parçalarda Caz’la bütünleştirilmiş olsa dahi eski yapıları görmek veya daha doğrusu ucundan bile tatmış olmak beni albümün içine çeken sebeplerden biri.
Bunun yanında eğri oturup doğru konuşmak gerekirse Koby Israelite bunu ilk defa yapmıyor. Daha önce de eski albümlerinde buna benzer çalışmaları olmuştu. Fakat bu albümdeki özellikle iki çalışmada (”Easy Listening” ve “Adon Haselichot”) çizgiyi ulvi noktalara çekmiş ve ben oldum demiş. Ha albüm bundan mı ibaret dersek, elbette hayır. Hali vakti yerinde, çok bşaarılı Etnik Caz türünde çalışmaları da var ve ait olduğu Radical Jewish Series’e bence daha bir uyan çalışmalar bunlardan bazıları. Örnek vermek gerekirse “Shmekeria” bence bu konuda albüm içinde sıyrılıyor diğerlerinin arasından.
Albümü açan “Joy” daha dakika bir gol bir bizi nelerin beklediğinin sinyalini veriyor çok sağlam bir gitar rifiyle başlayarak. Ondan sonra yerini bir anlığına piyanoya bıraktıktan sonra aynı notalar üzerinden atışmaya başlıyorlar deyim yerindeyse. Takip eden dinginliği aştığımızda ise dakika dört buçuktayız ve parçanın başındaki gitar rifleri artık füzyonun tamamlanmış haliyle karşımızda. Elektronik müzik, Caz ve Hard Rock ile bütünleşiyor. Tadına doyulmayacak dakikaların takip edeceği daha bu noktadan kesinleşiyor.
“Papa Don’t Trill” ile biraz daha Kafkas’lara uzanıyoruz. Hareketli, heyecanlı ve bir o kadar da duygusal yapı ruhu okşuyor adeta. Gitarın girişi iki dakika dolduğunda oluyor ve sadece güzel bir soloyla duygu denizine o da bir katkı yapma amacında sadece. Hükmetmeye niyeti yok bu sefer. Parça bittiğinde ise kendimizi bir anda Elektronik denizinin ortasında buluyoruz. “Easy Listening” başlangıcıyla sonradan gelecekler konusunda hiçbir şekilde uyarmıyor bizi. Ama gitar rifleri girdiğinde ellerimi havaya kaldırıp şükredesim geliyor Koby Israelite’ye. Yine de hala neler olacağını tam bilmediğimi birinci dakika dolduğunda anlıyorum. Klarinet girdiğinde bir irkiliyorum, daha sonra soloya dönen klarinete bas gitarın eliği ile yüzümde gülümseme beliriyor en adisinden. Ve, ve, ve… Tam olarak iki dakika onyedinci yine atışmalar başlıyor. Üçüncü dakikanın onuncu saniyesinde ise arşa eriyorum. Muhteşem, mükemmel. Kelimeler kifayetsiz. Yani dinleyin ne olur. Hani böyle bir güzellik kaçırılmamalı. Ah ulan Hüsnü Şenlendirici. Abuk subuk aşk muhabbetleriyle ortalıkta dolanacağına böyle bir işe imza atsana, böyle bir projede yer alsana.
Neyse velhasıl geliyoruz “Out To Lounge”‘a. Adından da anlaşılacağı gibi sakin ve dingin başlıyor. Karayiplerden esintiler içeren Etnik bir Caz havasında tam değil. Kullanılan çalgıların bunda etkisi büyük. Biraz da İsrail ezgilerinin diyebilirim elbette ama Tango havası da gerçekten ilginç bir güzellik katmış olaya. “Shmekeria” başlıyor ve artık pek bir esamesi okunmayan Rock’a nazire yaparcasına akordiyon tüm ihtişamını sergiliyor. Ama çok uzaklaşamadan gitar biraz daha hafif tonlardan yine geri giriyor baterinin de desteğiyle. Akordiyonun cevabı ise daha üst bir tondan daha hızlı bir şekilde cevap vermek oluyor. Ortalık bunlarla birlikte şenleniyor, tam bir curcunaya dönüyor. Fakat ahengi hiçbir zaman elden bırakmadığını, sadece belli noktalarda esnettiğini de eklemem lazım.
Aslında tüm albümü inceleyecektim teker teker ama “Adon Haselichot”‘tan sonra devam etmek doğru olmayacak gibi bir hisse kapıldım. Yahudi’lerin ağlama duvarındayken söylediği ilahilerden biri olan ve albümde Mor Karbasi ve Michael Israelite’nin sesiyle bize eşlik ettiği bu parça gerçekten gözümden yaş getirecek kadar etkili. Sabahın erken saatinde 10 dakikalık evden işe yürüme süresince 2 kere dinleyip de güne inanılmaz bir mutlulukla başlamamı sağlayan parça kendileri. Parçanın sözlerinin etkisini bir kenara koydum, çalışmanın tamamı ağzımı açıp dinlememi gerektirdi. Basit olduğu kadar muhteşem uyumlu gitar rifleri, candan, canandan Mor Karbasi vokali nefes almadan dinleme sebebi oluyor. Arada girip çıkan akordiyon 10. kez dinleyişime kadar dikkatimi bile çekmedi. Aklım fikrim Mor Karbasi ile birlikte Michael Israelite’nin buluştuğu ikinci dakikanın ortalarında kaldı, tüm gönlüm, günüm, gecem ferahladı, içim açıldı. Biri bana müziği nasıl bu kadar seviyorsun dediğinde cevap olarak gösterebileceğim parçalardan biri. Nasıl sevmeyeyim, nasıl aşık olmayayım, nasıl bunu paylaşmayayım. Müzik ruhun gıdası, ruhun gıdası müzik.
MP3: Koby Israelite - Easy Listening
MP3: Koby Israelite - Adon Haselichot
Koby Israelite
Koby Israelite @ MySpace
Satın Al - Mutlaka!!!
Koby Israelite’nin Deuss Ex Machina’daki geniş incelemesi
Koby Israelite - Orbas: Book Of Angels’ın Undomondo’daki incelemesi
October 23rd, 2009 at 3:42 pm
full albümün linki var mı patron?