Yorumlar:
0
Kategori:
Hildur Gudnadottir
Hildur Gudnadottir veya asıl yazılışıyla Guğnadóttir bugüne kadar birçoğumuzun dinlediği fakat farkına varmadığı bir isim. Bunun temel sebebi Johann Johannsson, Ben Frost, Pan Sonic ve Animal Collective gibi isimlere eşlik etmiş olması. Bu yetenekli çellist aslında birçok enstrüman çalabiliyor ama bizi bugünlere getiren şey çellosundan kulaklarımıza dökülen nağmeler.
Albümün incelemesine geleceğim elbet ancak albümün çıktığı plak şirketi de bu noktada önem arz ediyor zira Touch açıldığından bu yana inanılmaz bir görsel ve işitsel zenginliği depolayan, insanlara ulaştıran alternatif bir plak şirketi. Hatta daha derine inmek gerekirse bu şekilde çalışıp da hala hayatta kalan tek plak şirketi. Tüm kataloğunu dinleyenlere açtığında olay olmuştu. Aslında plak şirketi denilmesinden de hoşlanmıyorlar. Onlar “görsel/duyusal çalışmalar yayınlayan bir organizma”.
Hildur’a geri dönecek olursak albümün kalitesinden bahsetmek aslında pek gerekli değil. Çellosuyla bizleri apayrı dünyalara götürüyor. Evet kesinlikle puslu bir dünya yaratıyor parçalar boyunca fakat sürekli olarak insancıl birkaç his ve duyu bırakıyor içlerine. Ancak onun sunduğu dünyanın yanında 7. parça “Aether” hariç diğer tüm çalışmalarda elektronik müzik altyapısı Johann Johannsson’a ait.
Albümde bir belgesel müziği havası var. Bu sebeple tamamlayıcılıktan bir nebze uzak kalmış gibi gelebilir. Çalışmalar birbirine belli oranda bağlı ancak tam anlamıyla bir resim oluşturmamıza engel oluyor. Bununla birlikte müzikal anlamda ele aldığımızda her çalışmanın güzel olduğunu söylemekte fayda var. Ancak dinlemek tek başına yetmiyor. Daha doğrusu oturup da albümü dinlemek pek sıradan bir davranış olmayabilir. Genel olarak eşlik etme teması üzerinde durulması daha doğru olur. Yağmurlu bir günde kitap okurken dinlendiğinde en etkin hale ulaşılacağını tahmin ediyorum. İncelemeyi yaptığım yağmurlu bir yaz günü tam kesmedi çünkü. İlk çıktığında dinlerken daha etkileyiciydi ilkbaharda.